TARIMSAL İLAÇLARIN TÜKETİCİLERE  ZARARLARI

 

                      

”Tükorder” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği,  TARIMSAL İLAÇLARIN TÜKETİCİLERE  ZARARLARI konusunda önemli ve acı bir gerçeği ortaya koydu...

 ”Tükorder” Genel Başkanı, Öner SAMANLI, Antalya, Mersin, Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Urfa, Nizip, Gaziantep ve Diyarbakır İl ve İlçelerinde tüketicileri ve tarımla uğraşanları aydınlatıcı seri konferans ve köy meclisi toplantılarında “Dernek olarak, TARIMSAL İLAÇLARIN KULLANIMI VE SONRAKİ AŞAMALARDA TÜKETİCİLERE  ZARARLARI konusunda önemli çalışmaları halkımıza anlatarak onların  farkında olmadıkları  ve kendi sağlıkları ile oynadıkları acı gerçekleri anlatıyoruz” dedi.

SAMANLI, Tarımın, Cilalı taş Devrinde (M.Ö. 10.000) Dünyanın üç veya dört yerinde (Ortadoğu, Çin, Orta Amerika ve belki de Batı Afrika) başladığını ve giderek başka yerlere yayıldığını biliyoruz.

O tarihten bu yana  insanlar, kullandıkları araç gereçlerini, tekniklerini üretimlerinin toplumsal yapısını yetkinleştirerek tarım etkinliğini sürekli geliştirdiler.

Doğal ortamın; tarım aracılığıyla yapaylaştırılması yolundaki ilk adımlar, insan türünün gelişmesinde dev bir ilerlemeye damgasını vurmuştur.

İkinci Dünya Savaşı ‘nda bu yana gelişmiş ülkelerin tanımı, tarımsal emek  verimliliğini artırmak amacıyla motorlu araç gereçlerin ve giderek çeşidi artan sanayi girdilerinin (gübreler,ürün için zararlı bitkileri ve böcekleri öldüren ilaçlar, hayvan yemleri, motorlu tarım araçları için yakıtlar vb.) kullanılması sayesinde toprağın her yıl aralıksız olarak ekilmesiyle ayırt edilir. Bu durum XIX. Yüzyılın sonunda başlayan ve tarımın sanayiye giderek daha fazla bağımlılaşmasına yol açan bir evrimin sonucudur.

Bitki sağlığıyla ilgili bir ürün, zararlı organizmalar için bir veya bir çok zararlı madde içeren kimyasal bir formülle ve ürüne teknik özelliklerini veren katkı maddeleriyle hazırlanır.

Bitki sağlığıyla ilgili ürünlerin satışı ve kullanımı, söz konusu maddelerin etkili olmasını, doğru seçilmesini, insana ve çevreye zarar vermesini güvence altına almak amacıyla sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu ilaç ve maddeler Tarım ve Sağlık Bakanlığı ‘nın denetimi altında üretilir.

Kimyasal maddelerin, bilinçsiz kullanımı istenmeyen ikincil etkiler yaratabilir, tüketilmeye hazır bitkilerde kalıntılar, besin zincirlerindeki yoğunlaşmalar nedeniyle biyosferin kirlenmesi, dayanıklı organizmaların ayıklanması ve tedavi etkilerinin ayıklanması gibi.

Bu sorunları önceden görmek ve çözmek, Tarım zararlılarının baskısını azaltabilmek bütün araçları bir araya getirebilen başka mücadele stratejileri belirlemek için, bütün ilgililerin (yasa koyucular, sanayi üreticileri, mücadele için gerekli dozları belirleyen uzmanlar, kullanıcılar) sürece katılması gerekir.

Tarım ilaçları Dünya ‘daki teknolojik gelişmenin, kullanıcı ve tüketici taleplerinin doğal bir sonucudur. Üreticiye doğru ve yerinde hizmet verme gayesi çok önemli olduğundan, insan hayatı, can ve mal güvenliği ile çevrenin ve doğal kaynakların korunması ilkesine dayanan üçlü sorumluluk anlayışı önemlidir. Buna göre en azından bu ilaçları üreten fabrikaların arıtma sistemine  sahip olarak zararlı atık suları faydalı hale getirebilmeleri önemlidir.

Bizler tüketiciler açısından konuya yaklaşacak olursak, tarım ürünlerinde verimin artırılması için kullanılan ilaçlar, Bilinçsiz ve hatalı uygulamalar sonucu besinleri kirletmektedir. Bu tür besinlerin tüketilmesi  sonucunda Zehirlenmeler görülebilir. Bu zehirlenmeler doğal toksinlerle veya zehirli kimyasallar, patojenik mikroorganizmalarla kontamine olmuş (bulaşmış) besinlerin tüketilmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Kontamisyon, istenmeyen herhangi bir şeyin besinlere bulaşması ve besin sağlığını tehdit etmesidir. Burada bizlere düşen görevde çocuklarımıza asla yıkamadan hiçbir sebze ve meyvayı tüketmemelerini öğretebilmek ve bu konuda bilinçlendirmeye gayret etmektir.

SAMANLI,Ayrıca çevremizde eğitilerek, eğitimli tüketiciler olarak toplum sağlığını koruma, güvenli yiyecek hazırlama ve üretme konusunda yardımcı olmalıyız.

Tarım zararlıları üç büyük grupta toplanır; zararlı otlar, bitkileri yiyen hayvanlar ve hastalıklara yol açan mikroorganizmalar. Bunlar bitkilerin büyümesini engeller, bitkilere zarar verir veya öldürür. Bitkiler aleminin bütün üyeleri bunlardan etkilenir. Besin bitkileri, ormanlar, çayırlar, doğal ortamlar. Dünya ölçeğinde bugün tarım zararlılarının yol açtığı kayıplar hasat öncesi bitkisel üretimin %20-40 ını, depolanmış tahılların %10-20 sini, oluşturmakta, bu kayıpların %40 ına böcekler, %60 ına hastalıklar ve zararlı otlar yol açmaktadır.

Tarım zararlılarından kurtulma yollarından kimyasal mücadelenin (bir veya bir çok zehirli madde içeren) yanı sıra tarım zararlılarıyla mücadele imkanı veren bir çok yasal, genetik, biyoloji, fiziksel, tarımsal, bitki sağlığıyla ilgili yöntem vardır.

Genetik mücadele, dayanıklı çeşitleri ayıklamaktan oluşur. Basit , az masraflı, çevreyi kirletmeyen bir yöntem olan genetik mücadele, en azından geçici olarak bir çok sorunu çözmüştür. Genetik yöntemin kullanım sınırları, dirençli genlerin keşfine, ıslah edilen çeşitlerin ticari değerine ve asalağın yeni çeşitle uyum sağlama tehlikesine bağlı olarak değişir. Biyolojik mücadele, tarım zararlılarının düşmanlarından yararlanır. Ör: Mısır piraline karşı ekim alanına zararlının yumurtalarında asalak olarak yaşayan mikrozarkanatlılar ( Trichogramma cinsi üyeleri) salıverilir. Çam keseli tırtılına karşı, tırtıllarda asalak olarak yaşayan bacillus thuringiensis ‘e dayalı preparatlar yayılır.

Fiziksel yöntemler, sıcaklığın etkisinde yararlanır sıcak hava ve suyla yapılan termoterapi, tohumdaki çeşitli asalakların ve bazı bitki virüslerinin yok edilmesini sağlar. Toprağın temizlenmesi, su buharı ile veya güneşlendirmeyle (toprak üzerine yayılınca bir plastik tabakadan geçen güneş ışıklarının etkisi) sağlanabilir. Seralarda iklim düzenlemesi bazı hastalıklara veya bitkileri yiyen zararlılara karşı mücadele olanağı verir.

Kimyasal Mücadelede, Dünya tarım ilaçları pazarının 500 trilyon lira dolayında hacmi vardır. Bunun % 44 ‘ünü herbesitler, % 31 ‘ini ensektisitler, %19 ‘unu fungisitler, %6 ‘sını ise diğer ürünler oluşturur.” Diye sözlerini tamamladı. SAMANLI, konuşmalarının sonunda tüketicilerin kendisine sorduğu soruları da cevaplandırarak, Dernek olarak bilimsel araştırmalara önem verdiklerini, bu araştırmaya da destek veren Veteriner Hekimlik Fakültelerinin   ve  Ziraat Fakültelerinin Akademik Kurullarına teşekkür etti.

TÜRKİYE MEDYA

| Önceki Sayfa |